Gıyaben yargılama (Latince'de "in absentia"), bir kişinin bir suçtan sorumlu tutulması ve yargılama sırasında hazır bulunmamasına rağmen yargılanması anlamına gelir. Bunun nedeni kişinin bilinmeyen bir yerde olması veya adaletten kaçmış olması, örneğin kefaletini ödedikten sonra belirlenen tarihte mahkemeye gelmeyi reddetmesi veya kişinin hayatta bile olmaması olabilir (ünlü bir vaka olan Martin Bormann, büyük olasılıkla Mayıs 1945'te ölmüş ve Kasım 1946'da Nürnberg Duruşmaları kapsamında idama mahkum edilmiştir). Özellikle de bir kişi suçlu bulunmuş ve ağır bir cezaya çarptırılmışsa bu durum tartışmalıdır çünkü yargılamanın temel dayanağı ihlal edilmiş olur ve herkesin kendini savunma hakkı vardır. Bazıları ise, kişinin geçerli bir sebep olmaksızın duruşmaya gelmemesi halinde bu haktan feragat edildiğini ve kişi duruşmaya gelmese bile mahkemenin, örneğin bir müdafi atayarak, suçluluğu ya da masumiyeti belirlemek için elinden geleni yapması gerektiğini belirtmektedir. Çoğu sanık, özellikle suç ciddi olduğunda, davasını bir müdafi aracılığıyla yürütmektedir.
Bir başka durum da, bir mahkeme veya komitenin, şüpheli bir terörist gibi bir kişinin izlenip izlenmeyeceğine veya dinlenip dinlenmeyeceğine ve bunun için yeterli suç faaliyeti veya niyet şüphesi olup olmadığına karar vermesi gereken durumlardır. Bu durumda, gözetlemenin gizli tutulması amaçlandığından, kişinin kendisinin mahkemeye gelmesi elbette istenemez. Bu durumda, şüpheli kişinin dinlenmeyi istemediği ve bunu hak etmediği ve dinlenmeye izin verilmemesi gerektiği konusunda savunma yapması için bir müdafi atanır. Ancak bu tür duruşmaların çoğu, bir yargıç ve avukat vb. içerse de, teknik anlamda bir yargılama değildir.