Doktor ve hasta arasındaki ilişki tıbbın çok önemli bir parçasıdır. Ancak ikisi arasında iyi bir ilişki olduğunda yüksek kalitede sağlık hizmeti almak mümkündür. Bu ilişki aynı zamanda tıp etiğinin de temelini oluşturur. Birçok tıp fakültesi, doktorlara hastalarıyla profesyonel bir ilişki kurmayı, hastaların onuruna ve mahremiyetine saygı göstermeyi öğretir.

Ancak bu ilişki asimetrik bilgiye sahiptir. Doktor hastadan daha fazla şey bilir, ancak hastanın durumunu açıklamak ve hastaya hangi tedavilerin yapılması gerektiğini sormak zorundadır. Hasta ile hemşireler, psikologlar arasında da çok benzer bir ilişki vardır.

Bu ilişkiyi düzenleyen farklı hukuki normlar vardır. Bu normlara örnek olarak Hipokrat yemini, Cenevre Bildirgesi verilebilir. Mesleki sorumluluk da böyle bir ilişkiyi düzenleyebilir.

İdeal olan, hasta ve doktorun birbirine güvenmesidir. Eğer güvenirlerse, bu durum hastalığın veya durumun gelişimini olumlu yönde etkileyebilir. Hasta reçete edilen ilaçları almazsa ya da bu ilaçlar reçete edilen dozlarda alınmazsa iyileşme engellenebilir.

Eğer ilişki çok iyiyse bu verimliliği engelleyebilir. Bazı durumlarda, bir durumla ilgili olarak ikinci bir doktorun görüşünü almak iyi olabilir.