Düalizm, bir şeyin (bir nesne, bir fikir veya tüm dünya) iki parçaya bölündüğü fikri veya teorisidir. Bu parçalar birbirinden ayrıdır ve şey başka bir şekilde bölünemez. Bir şeyin herhangi bir parçaya bölünemeyeceği fikri veya teorisine monizm denir. Bir şeyin birçok parçaya bölünebileceği fikrine ise çoğulculuk denir.

Felsefede pek çok düalizm türü vardır.

  • Zihin felsefesinde düalizm, zihin ve bedenin birbirinden çok farklı iki şey olduğu anlamına gelir. Bedenin parçası olan hiçbir şey zihnin parçası olamaz ve zihnin parçası olan hiçbir şey de bedenin parçası olamaz. İnsanlar bu tür bir düalizmden hoşlanırlar çünkü zihnin bedenin bir parçası olamayacak kadar önemli ya da tuhaf olduğunu düşünürler. Buna karşıt bir fikir ise zihin ve bedenin aynı şey olduğu ya da zihnin beyin için kullanılan başka bir kelime olduğudur. (Ayrıca bakınız René Descartes)
  • Epistemolojide düalizm, bir kişi ile etrafındaki dünya arasında bir engel olduğu anlamına gelir. Bu bariyer, o kişi için dünyayı 'kendim' ve 'dünya' olarak ikiye ayırır. Her kişi dünyayı görebilir, duyabilir, tadabilir, koklayabilir ve dokunabilir ancak onu doğrudan bilemez. Örneğin, bir kişi sadece bakarak cisimlerin birçok atomdan oluştuğunu bilemez. Bu, dünyada göremediğimiz, duyamadığımız, tadamadığımız, koklayamadığımız veya dokunamadığımız için bilemeyeceğimiz bir şey olabileceği anlamına gelir. Dualist olmayan bir düşünceye göre kişi dünyanın sadece başka bir parçasıdır ve arada hiçbir engel yoktur. Örneğin, eğer bir kişi bir şeyi göremiyor, duyamıyor, tadamıyor, dokunamıyor ya da koklayamıyorsa, o zaman bu durum onu etkilemez.

Düalizm aynı zamanda sağduyulu bir fikirdir. Örneğin, bir şeyin sıcak ya da soğuk, iyi ya da kötü, benim ya da başkasının olduğunu söylemek, aradaki olası durumları hesaba katmamak bir tür düalizmdir.