Su kıtlığı, belirli bir bölgede mevcut içilebilir su eksikliğidir. Çoğunlukla kurak ve ıssız alanları ve suyun içilemeyecek kadar kirli olduğu yerleri etkiler. Birçok ülkede sosyal, çevresel ve ekonomik bir sorundur. Su kıtlığı hem insan kaynaklı hem de doğal nedenlerden kaynaklanabilir. İklim ve hava modellerindeki değişiklikler su mevcudiyetinin düşmesine neden olabilir. Yaygın insani nedenler arasında aşırı tüketim, kötü yönetim, kirlilik ve su talebindeki artışlar yer almaktadır.
Farklı su kıtlığı türlerini tanımlamak için farklı terimler kullanılmaktadır:
- Su sıkıntısı, talepleri karşılamak için yeterli su olmadığında ortaya çıkar. Kuraklık gibi hava koşullarındaki değişiklikler su kıtlığına neden olabilir.
- Su stresi, kullanım için tatlı su kaynakları bulmanın zorluğudur.
- Su krizi, bir bölgede mevcut içilebilir, temiz su arzının su talebinden daha az olduğu bir durumdur.
Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2025 yılına kadar 1,9 milyar insanın toplam su kıtlığı olan ülke veya bölgelerde yaşayacağını ve dünya nüfusunun üçte ikisinin stres koşulları altında olabileceğini tahmin etmektedir. Dünya Bankası, iklim değişikliğinin su mevcudiyeti ve kullanımının geleceğini büyük ölçüde değiştirebileceğini ve bu nedenle küresel ölçekte su stresini artırabileceğini belirtmiştir.
Su kıtlığının ekoloji, biyoçeşitlilik, tarım ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Ayrıca bazı durumlarda silahlı çatışmalara da yol açmıştır. Dünya her zaman aynı miktarda suya sahiptir. İnsanlar bunun sadece küçük bir kısmını kullanır.



