Baş kesme veya kafa kesme, bir canlının başının vücudunun geri kalan kısmından kesilmesi eylemidir. Kafa kesme genellikle kafanın kasıtlı olarak çıkarılması anlamına gelir. Genellikle bir kırmızı ışıkta geçme veya balta, kılıç veya giyotinle infaz sırasında yapılır. Başın çıkarılması bir kaza veya kasıtsız ise buna dekapitasyon denir. Bir otomobil kazası, patlama, fabrika kazası, idam sırasında yapılan bir hata ya da kalemtıraşın kullanıldığı başka bir şiddet kazası nedeniyle gerçekleşebilir.
Kafa kesme her zaman ölümcüldür, yani sonuç her zaman ölümdür. Bunun nedeni, diğer tüm organların beyinden işlevlerini yerine getirmeleri için gereken sinir sinyallerini alamamasına neden olurken, beyne giden kan ve dolayısıyla oksijen akışının da kesilmesidir.
Kafa kesme, zaten ölü olan bir vücuttan kafanın çıkarılmasını da tanımlayabilir. Bu durumlarda baş genellikle bir ganimet ya da halka açık bir uyarı gösterisidir.
Kafa kesme, geçmişte İskandinav ülkelerinde ölüm cezasının olağan yoluydu. Soyluların başı kılıçla, halktan kişilerin başı ise baltayla kesilirdi. Finlandiya'da kafa kesilerek gerçekleştirilen son infaz 1822 yılında bir ırgat olan Tahvo Putkonen'in cinayet suçundan kafasının kesilmesiyle gerçekleşmiştir. İsveç'te kafa kesilerek gerçekleştirilen son infaz 1910 yılında Johan Andersson-Ander'in cinayet suçundan giyotinle idam edilmesiyle gerçekleşmiştir. Almanya, Fransa ve Belçika da geçmişte kafa kesmeyi tercih etmiştir. Bu ülkelerde idam giyotinle gerçekleştirilmiştir.
Avrupa'da son kafa kesme olayı 1977 yılında Tunuslu katil Hamida Djandoubi'nin Fransa'da giyotinle idam edilmesiyle gerçekleşmiştir.
Bazı ülkeler, özellikle Arap ülkeleri veya eski Fransız sömürgeleri, hala infaz aracı olarak kafa kesme yöntemini kullanmaktadır. Suudi Arabistan'da hükümlülerin kafası kılıçla kesilmektedir.
Kafa kesme işlemini gerçekleştiren cellada kelleci denir.


