Nükleer enerji politikası, nükleer yakıt için madencilik, cevherden nükleer yakıtın çıkarılması ve işlenmesi, nükleer güçle elektrik üretimi, kullanılmış nükleer yakıtın zenginleştirilmesi ve depolanması ve nükleer yakıtın yeniden işlenmesi gibi nükleer enerjinin bazı veya tüm yönleriyle ilgili ulusal ve uluslararası bir politikadır. Nükleer enerji ve nükleer silah teknolojileri yakından ilişkili olduğundan, askeri hedefler enerji politikası kararlarında bir faktör olarak rol oynayabilir. Nükleer silahların yayılması korkusu bazı uluslararası nükleer enerji politikalarını etkilemektedir.

Nükleer enerji kullanımı dünyada nispeten az sayıda ülkeyle sınırlıdır. 2007 yılı itibariyle sadece 31 ülke, yani 191 Birleşmiş Milletler Üyesi Devletin %16'sı nükleer enerji santrali işletmektedir. Nükleer enerjiye en çok güvenen ülkeler Fransa (elektriğinin %75'i nükleer santraller tarafından üretilmektedir), Litvanya, Belçika, Bulgaristan, Slovakya ve İsveç, Ukrayna ve Güney Kore'dir. Nükleer kapasitenin en büyük üreticisi dünya çapındaki kapasitenin %28'i ile ABD olurken, onu Fransa (%18) ve Japonya (%12) takip etmiştir. 2000 yılında dünya genelinde toplam kapasitesi yaklaşık 351 gigawatt olan 438 ticari nükleer üretim ünitesi bulunmaktaydı.

Mart 2011'de meydana gelen Fukuşima nükleer felaketinin ardından Almanya 17 reaktöründen sekizini kalıcı olarak kapatmıştır]]. İtalya ülkesinin nükleer silahlardan arındırılması yönünde oy kullandı. İsviçre ve İspanya yeni reaktörlerin inşasını yasaklamıştır. 2013 yılı itibariyle Avustralya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Letonya, Lichtenstein, Lüksemburg, Malta, Portekiz, İsrail, Malezya, Yeni Zelanda ve Norveç gibi ülkeler nükleer enerjiye karşı çıkmaya devam etmektedir. Almanya ve İsviçre nükleer enerjiyi aşamalı olarak terk etmektedir. Küresel olarak, son yıllarda açılandan daha fazla nükleer güç reaktörü kapanmıştır.