Psikolojide doğuştancılık, temel becerilerin çoğunun doğuştan beyinde yerleşik olduğunu söyleyen bir teoridir. Bu teori, boş levha ya da tabula rasa olarak adlandırılan teorinin tam tersidir. Boş levha teorileri, insanların doğduklarında neredeyse hiçbir beceri ya da yeteneğe sahip olmadıklarını, bu becerileri yaşamları boyunca öğrendiklerini söyler. Nativizme (belirli sınırlar dahilinde) inanan kişiler arasında Jerry Fodor, Noam Chomsky ve Steven Pinker bulunmaktadır. Bu psikologlar, insanların konuşma gibi diğer becerileri öğrenmelerine yardımcı olan bir dizi yetenekle doğduklarına inanmaktadır.
Bazı memeliler duygusal tepkileri kalıtsal olarak alıyor gibi görünüyor. Yılanlardan korkan maymunlar buna bir örnektir. Böceklerin, sürüngenlerin ve kuşların davranışlarının çoğu bazı ayrıntılarıyla kalıtsaldır. Ancak memeliler, diğer hayvan türlerine göre daha fazla öğrenme yeteneği gösterirler.
Charles Darwin, İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi (1872) adlı eserinde, çoğu duygunun gösterilme şeklinin insan kültürleri arasında ortak olduğunu göstermiştir. Bunun kalıtsal olduğunu ve evrimin bir sonucu olduğunu söylemiştir. Davranışçılık, insan davranışlarının sonuçlarından etkilendiğini söyler (edimsel koşullanma). Davranışçılar kalıtsal davranışların, içgüdülerin ya da kalıtsal davranış eğiliminin önemini reddettiler. Evrimsel psikolojiye inanan insanlar bunun yanlış olduğunu düşünmektedir. İnsan davranışlarının evrimsel geçmişimizde derin kökleri olduğunu düşünürler.